Show simple item record

dc.contributor.advisorKaygı, Abdullahtr_TR
dc.contributor.authorÇevik, Ayşetr_TR
dc.date.accessioned2015-10-14T12:58:25Z
dc.date.available2015-10-14T12:58:25Z
dc.date.issued2012tr_TR
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/11655/1228
dc.description.abstractTaking freedom as the basis of their views on ethics, society and politics, is the major common point between I. Kant who is a philosopher of the eighteenth century although has a significant place with his thoughts that shed light on the problems of our time and J. P. Sartre who discountenanced in many societies because of his extreme ideas about freedom. Nevertheless, approaching the problem of human freedom from different angles, in the first place, has led philospohers to reach different results in the field of ethics. According to Kant, every member of the human species as an intelligent being, has the ability of act independently from natural causality - the bio-psychic needs, inclinations, desire to pleasure or the impulse to avoid pain- only as prescribed by his mind. This ability of human beings that indicates the conditions of person’s freedom and named as ‘negative freedom’ by Kant, when executed by the persons who can act according to the law –the moral law- , takes the name of ‘positive freedom’ and becomes a feature of these persons. However, returning to the phase of the discussion about the problem of freedom before Kant, Sartre has focused on the question ‘is human being free’ and described freedom as an existential feature of human who is a consious being. By claiming that there is not any difference between being human and being free, has overlooked the differences between people in terms of positive freedom. As can be seen in his work Being and Nothingness, previously, Sartre has thought that it is possible to explain every single human actions by consciousness and the sense of responsibility created by the conscious existence of mankind, will force him to do the right thing in ethical sense. Afterwards, without changing his definition of freedom, Sartre has understood that the person’s taking responsibility of the actions he performed freely, will not provide the morality of the action and, just as Kant, has taken the quest of a principle that can be used as a measure to one’s actions.tr_TR
dc.language.isoTürkçetr_TR
dc.publisherSosyal Bilimler Enstitüsütr_TR
dc.subjectValueus_US
dc.subjectDeğertr_TR
dc.subjectEthicsen_US
dc.subjectEtiktr_TR
dc.subjectKantus_US
dc.subjectSartreus_US
dc.titleSartre ve Kantta Özgürlük ve Etiktr_TR
dc.typemasterThesistr_TR
dc.callno2012/77tr_TR
dc.bolumFelsefetr_TR
dc.description.ozetBir onsekizinci yüzyıl filozofu olmasına rağmen çağımızın sorunlarına da ışık tutan düşünceleriyle önemli bir yere sahip olan I. Kant ile özgürlük hakkındaki aykırıgörüşleriyle birçok çevrede tepkiyle karşılanan J. P. Sartre’ın en önemli ortak noktası, her iki düşünürün de gerek etik, gerekse toplum ve siyaset hakkındaki görüşlerinin temelinde özgürlük anlayışlarının yer almasıdır. Ancak insanın özgürlüğüne ilişkin problemin, ilk aşamada, düşünürlerce farklı açılardan ele alınmış olması etik alanda farklı sonuçlara ulaşmalarına neden olmuştur. Kant’a göre, insan türünün her üyesi akıl sahibi bir varlık olarak, doğa nedenselliğinden – bio-psişik ihtiyaçlarından, eğilimlerinden, haz isteğinden ya da acıdan kaçınma dürtüsünden- bağımsızca, yalnızca aklının buyurduğu gibi eyleyebilme olanağına sahiptir. Taşıyıcısı insan olan ve kişinin özgürlüğünün koşullarına işaret eden ve Kant tarafından ‘negatif özgürlük’ olarak adlandırılan bu olanak, kendi aklının koyduğu yasaya –ahlak yasasına- göre eylemde bulunabilen kişilerce gerçekleştirildiğinde ‘pozitif özgürlük’ adını almakta ve böyle eyleyebilen kişilerin özelliği haline gelmektedir. Sartre ise özgürlük problemiyle ilgili tartışmaların Kant’tan önceki safhasına yeniden dönerek, ‘insan özgür müdür’ sorusu üzerinde durmuş ve özgürlüğü, bilinçli bir varlık olan insanın varoluşsal bir özelliği olarak tanımlamıştır. İnsanın insan olmasıyla özgür olması arasında bir fark olmadığınıöne süren Sartre, pozitif özgürlük bakımından kişiler arasındaki farklılıkları gözden kaçırmıştır.Varlık ve Hiçlik adlı eserinde görülebileceği üzere, önceleri, insanın tüm eylemlerinin bilinç aracılığıyla açıklanabileceğini ve bilinçli varoluşunun insanda yarattığı sorumluluk hissinin, onu etik anlamda doğru eylemde bulunmaya zorlayacağını düşünen Sartre, sonrasında, özgürlük tanımını değiştirmemekle birlikte, kişinin hür iradesiyle gerçekleştirdiği eylemin sorumluluğunu almasının, o eylemin ahlaklı olmasını sağlamayacağını anlamış, tıpkı Kant gibi, kişinin eylemlerinde ölçü sağlayacak bir ilkenin arayışına girmiştir.tr_TR


Files in this item

Thumbnail

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record