Show simple item record

dc.contributor.advisorUtine, Gülen Eda
dc.contributor.authorAkyan, Şule Selin
dc.date.accessioned2019-06-17T08:39:05Z
dc.date.issued2019-02-06
dc.date.submitted2019-02-06
dc.identifier.citationAkyan SS. Mikrosefali Etiyolojisi: 5 Yıllık Deneyim, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Genetik Tezi. Ankara, 2019tr_TR
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/11655/7527
dc.description.abstractMicrocephaly is a developmental disorder in which the head circumference, measured as an occipitofrontal, is below the third circumferential, or at least 2 standard deviations (SD), relative to age, gender, and ethnic origin. A standard initial diagnosis approach will enable early diagnosis and treatment to increase awareness of related diseases, and increase the use of diagnostic and therapeutic methods. The aim of this study is to evaluate the diagnostic approach of microcephaly in childhood and to determine the prevalence of various underlying causes / diseases, and to determine a standard diagnostic approach according to disease frequency. 1474 patients who had microcephaly in prenatal examination after 32 weeks of gestation to 18 years of age was admitted to any of the outpatient clinics of Hacettepe University Hospitals between July 2012 and July 2017 due to microcephaly. Of the 125 patients who had access to birth head circumference, 54% (n = 68) had a head circumference below the 3rd percentile. Patients' head circumference distribution (SDS) was -2 / -3 patients with a rate of 24,97% (n = 368), -3 / -4 patients with a rate of 30,6% (n = 451), -4 / -5 patients the rate of 18.3% and -5 / -6 patients with a rate of 11,87%. According to the majority of patients, 68,72% were genetic, 4,21% were related with chronic disease, 3,73% were related to metabolic disease and 3,39% were found to have a perinatal / antenatal brain injury etiology. Of the 906 patients who had records for the seizure history, 39% were diagnosed with epilepsy and 93,77% of these patients had clinical seizures and an electroencephalography determined seizure. The findings were abnormal in 80,3% (n = 318) of the patients with the findings of developmental evaluation. The global development retardation rate was determined to be 88,6% in the patients with developmental evaluation abnormalities evaluated by DENVER II developmental screening test (GTT). The patients with WISC-R were found to have a mild intellectual disability rate of 51,1% (n = 24), a moderate mental disability rate of 44,7% (n = 21) and a severe mental deficiency rate of 4,3% (n = 2) determined. When the DENVER II findings of the patients with developmental retardation were evaluated, 91,1% of the patients had language, 82,7% had personal and social, 89,3% had gross motor and 87.1% had thin motor area regression. 29,72% (n = 438) of the patients who underwent cranial MRI showed abnormal findings. Cerebral anomaly in 94.3% (n = 438), brain stem dysplasia in 16.7% (n = 73), cerebellar anomalies in 11.6% (n = 51), pituitary gland hypoplasia in 1,4% (n = 6) and meningoencephalocele in 0.2% (n = 1) of the patients with abnormal cranial MRI findings, were detected. Head circumference SD and growth retardation rates were significantly different between the etiology groups. In conclusion, microcephaly is an important risk factor for epilepsy, mental insufficiency and global growth retardation. Therefore, microcephalic patients should be closely monitored in terms of epilepsy, mental insufficiency and global growth retardation, and counseling should be provided to their families. Early initiation of rehabilitation programs in microcephalic patients may positively affect prognosis. In addition, it was found that cranial MRI was important for the clarification of some etiologies.tr_TR
dc.publisherÇocuk Sağlığı Enstitüsütr_TR
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/closedAccesstr_TR
dc.subjectGelişim geriliğitr_TR
dc.titleMikrosefali Etiyolojisi: 5 Yıllık Deneyimtr_TR
dc.typeinfo:eu-repo/semantics/othertr_TR
dc.description.ozetMikrosefali oksipitofrontal olarak ölçülen baş çevresinin yaş, cinsiyet ve etnik kökene göre 3.persantilin altında ya da ortalamanın en az 2 standart deviasyon (SD) altında olduğu gelişimsel bir bozukluktur. Uygulanacak standart başlangıç tanı yaklaşımı erken tanı ve tedavi imkanı sağlayarak ilişkili hastalıklar konusunda farkındalığı arttıracağı gibi, tanı ve tedavi yöntemlerinin kullanılmasını da arttırarak gelişmesini sağlayacaktır. Çalışmanın amacı çocuklukta mikrosefali tanısal yaklaşımını değerlendirmek ve çeşitli altta yatan neden/hastalık varlığının prevalansını saptamak, sonucunda hastalık sıklıklarına göre standart bir tanı yaklaşımı belirlemektir. Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri polikliniklerinden herhangi birine Temmuz 2012-Temmuz 2017 tarihleri arasında prenatal 32. gebelik haftasından itibaren 18 yaşına kadar mikrosefali nedeni ile başvurmuş ve/veya prenatal 32. gebelik haftasından itibaren yapılan muayenelerde mikrosefali saptanmış olan 1474 hastadan oluşmuştur. Doğum baş çevresi kayıtlarına ulaşılan 125 hastanın %54’ünün (n=68) doğum baş çevresi 3 persentilin altında saptanmıştır. Hastaların baş çevresi dağılımları (SDS) -2/-3 olan hasta oranı %24,97 (n=368), -3/-4 olan hasta oranı %30,6 (n=451), -4/-5 olan hasta oranı %18,3 ve -5/-6 olan hasta oranı %11,87 bulunmuştur. Hastaların çoğunluk sıralamasına göre %68,72 genetik, %4,21’i kronik hastalık ilişkili, %3,73’ü metabolik hastalık ilişkili, %3,39’u perinatal/antenatal beyin hasarı ilişkili etiyolojiye sahip oldukları saptanmıştır. Nöbet öyküsüne yönelik kayıtları olan 906 hastanın %39’unda epilepsi tanısı saptanmıştır ve bu hastaların %93,77’sinde klinik nöbet ve elektroensefalografi ile saptanmış nöbet olduğu belirlenmiştir. Gelişim değerlendirmesine ait bulguları olan hastaların %80,3’ünde (n=318) bulgular anormal olarak saptanmıştır. Gelişim değerlendirmesi anormal olan hastalarda DENVER II gelişimsel tarama testi (GTT) ile değerlendirilen hastalarda global gelişim geriliği oranı %88,6 olarak saptanmıştır. Gelişim değerlendirmesi anormal olan hastalarda WISC-R ile değerlendirilen hastalarda hafif zihinsel yetersizlik oranı %51,1 (n=24), orta zihinsel yetersizlik oranı %44,7 (n=21) ve ağır zihinsel yetersizlik oranı %4,3 (n=2) saptanmıştır. Gelişme geriliği olan hastaların DENVER II GTT bulguları alana yönelik olarak değerlendirildiğinde hastaların %91,1’inde dil, %82,7’sinde kişisel ve sosyal, %89,3’ünde kaba motor ve %87,1’inde ince motor alanında gerilik saptanmıştır. Kraniyal MRG yapılan hastaların %29,72’sinde (n=438) anormal bulgu olduğu saptanmıştır. Anormal kraniyal MRG bulgusu olan hastaların %94,3’ünde (n=438) serebral anomali, %16,7’sinde (n=73) beyin sapı displazisi, %11,6’sında (n=51) serebeller anomaliler, %1,4’ünde (n=6) hipofiz bezi hipoplazisi ve %0,2’sinde (n=1) meningoensefalosel saptanmıştır. Etiyoloji grupları arasında baş çevresi SD’si ve gelişim geriliği oranları anlamlı farklılık göstermiştir. Sonuç olarak, mikrosefali, epilepsi, zihinsel yetersizlik ve global gelişme geriliği açısından önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle mikrosefalik hastalar olgular epilepsi, zihinsel yetersizlik ve global gelişme geriliği açısından yakın izlenmeli ve ailelerine danışmanlık imkanı sunulmalıdır. Mikrosefalik hastalarda rehabilitasyon programlarına erken başlanması prognozu olumlu yönde etkileyebilir. Bununla birlikte prognozda gelişme geriliği açısından etiyolojik faktörlerin önemli olduğu gösterilen çalışmamızda kraniyal MRG’nin bazı etiyolojilerin aydınlatılmasına önemli olduğu saptanmıştır.tr_TR
dc.contributor.departmentÇocuk Sağlığı ve Hastalıklarıtr_TR
dc.embargo.terms2 yiltr_TR
dc.embargo.lift2021-06-18T08:39:05Z


Files in this item

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record