Show simple item record

dc.contributor.advisorUzunoğlu Özyürek, Emel
dc.contributor.authorBender, Deniz
dc.date.accessioned2023-08-14T10:41:07Z
dc.date.issued2023
dc.date.submitted2023-04-14
dc.identifier.citationBender D., Kanal Dolgu Tekniklerinin Ve Kanal Dolgu Patlarının Apikalden Taşan Debris Ve Kanal Dolgusunun Sökülebilirliğindeki Rolleri, Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi, Ankara, 2023tr_TR
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11655/33904
dc.description.abstractIn case of initial root canal treatment fails, the next step of treatment might be orthograde retreatment of the root canal if the tooth can be restored and is periodontally healthy. Inadequate removal of filling materials may affect treatment success via preventing contact of irrigation solutions with persistent microorganisms. Furthermore, during retreatment, canal debris may be extruded apically and cause postoperative pain. The aim of this study is to evaluate the amount of apically extruded debris and to determine the remaining filling material on the root canal walls by micro-CT following the root canal retreatment of root canals filled with different obturation techniques (single cone technique, warm obturation technique) and the different root canal sealers (bioceramic sealer, epoxy resin-based sealer). In the present study, 60 single rooted human premolar teeth were used. All the teeth were prepared with the ProTaper Gold system up to the ProTaper Gold F4 file and after the chemomechanical preparations were completed, the samples were divided into 4 groups: SOG-ER: AH Plus (Dentsply) canal sealer and single cone technique, SOG-BS: Bioceramic canal sealer (Sure-Seal Root, Sure Dent) and single cone technique, SIG-ER: AH Plus canal sealer and Calamus (Dentsply) thermoplastic injection technique, SIG-BS: Bioceramic canal sealer (Sure-Seal Root, Sure Dent) and Calamus thermoplastic injection technique. The teeth were placed to eppendorf tubes and irrigation was completed using a total of 5 ml distilled water during root canal retreatment. The tubes were kept in an incubator at 37 ⁰C for 14 days in order to evaporate the water in the tubes and to measure only the dry debris weight. Following the removal of the root canal filling, the samples were removed from the eppendorf tubes and the teeth were scanned with a micro-CT device in order to analyze remaining filling materials. Extrusion of debris was seen in all groups. Regardless of the method used, it was observed that the bioceramic-based sealer increased the amount of extruded debris compared to the epoxy resin-based sealer. The heaviest debris was observed in the SIG-BS group, the lightest debris was observed in the SOG-ER group (p<0.05). The percentage of remaining filling materials was the highest in the SOG-BS and was the lowest in the SIG-ER group (p>0.05). No correlation was observed among the groups in terms of extruded debris and retreatability. Regardless of the obturation technique and type of sealer used, debris extrusion was observed during the retreatment process in each group, and the canal filling material could not be completely removed from the canal in any group. It was observed that filling techniques played a role on the debris extrusion, and sealers played a role on the percentage of remaining filling materials in the canal. Further studies are needed with these two variables (extrusion-retreatability) which no correlation could be found.tr_TR
dc.language.isoturtr_TR
dc.publisherSağlık Bilimleri Enstitüsütr_TR
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/embargoedAccesstr_TR
dc.subjectapikal ekstrüzyontr_TR
dc.subjectdebristr_TR
dc.subjectkanal patının sökülebilirliğitr_TR
dc.subjectkanal tedavisi yenilenebilirliğitr_TR
dc.subjectmikro-CTtr_TR
dc.subjectretreatmenttr_TR
dc.subject.lcshDiş hekimliği. Ağız cerrahisitr_TR
dc.titleKANAL DOLGU TEKNİKLERİNİN VE KANAL DOLGU PATLARININ APİKALDEN TAŞAN DEBRİS VE KANAL DOLGUSUNUN SÖKÜLEBİLİRLİĞİNDEKİ ROLLERİtr_TR
dc.typeinfo:eu-repo/semantics/masterThesistr_TR
dc.description.ozetKök kanal tedavisi başarısız olursa, bir sonraki tedavi yöntemi, dişin restore edilebilir ve periodontal olarak sağlam olması halinde, kanal tedavisinin ortograd olarak yenilenmesi işlemi olabilir. Dolgu materyallerinin yetersiz sökümü, irrigasyon solüsyonlarının kalıcı mikroorganizmalarla temasını engelleyebildiğinden, tedavi sonuçlarını etkileyebilir. Kök kanal tedavisinin yenilenmesi sırasında dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da apikale taşabilecek ve postoperatif ağrıya neden olabilecek kök kanal debrisidir. Bu çalışmanın amacı farklı dolgu teknikleri (tek kon tekniği, sıcak dolgu tekniği) ve farklı kanal dolgu patlarıyla (biyoseramik esaslı pat, epoksi rezin esaslı pat) doldurulan kök kanallarının kanal tedavisi yenileme işlemi sırasında taşan debris miktarını ölçmek ve kök kanal duvarlarında kalan dolgu malzemesini mikro-CT görüntüleri ile değerlendirmektir. Mevcut çalışmada 60 adet tek köklü insan premolar dişi kullanılmıştır. Tüm dişler ProTaper Gold F4 eğeye kadar ProTaper Gold sistemi ile şekillendirilmiş ve kemomekanik hazırlıkların tamamlanmasının ardından örnekler 4 gruba ayrılmıştır: SOG-ER: Epoksi rezin kanal dolgu patı [AH Plus (Dentsply)] ve soğuk dolgu tekniği (tek kon tekniği), SOG-BS: Biyoseramik kanal dolgu patı (Sure-Seal Root, Sure Dent) ve tek kon tekniği, SIG-ER: Epoksi rezin kanal dolgu patı [AH Plus (Dentsply)] ve sıcak dolgu tekniği [Calamus (Dentsply) termoplastik enjeksiyon tekniği], SIG-BS: Biyoseramik kanal dolgu patı (Sure-Seal Root, Sure Dent) ve Calamus termoplastik enjeksiyon tekniği. Dişler eppendorf tüplerine sabitlenmiştir ve kanal sökümü esnasında toplam 5 ml distile su kullanılarak irrigasyon tamamlanmıştır. Tüpler içerisindeki sıvının buharlaşması ve sadece kuru debris ağırlığını ölçebilmek için tüpler 37 ⁰C de 14 gün süre ile etüvde bekletilmiştir. Kök kanal dolgusunun sökümünü takiben örnekler eppendorf tüplerden uzaklaştırılarak dişler mikro-CT cihazında taranarak kalan dolgu miktarı analiz edilmiştir. Tüm gruplarda, debris ekstrüzyonu görülmüştür. Hangi yöntemle kullanılırsa kullanılsın biyoseramik esaslı patın, epoksi rezin esaslı pata göre taşan debris miktarını arttırdığı görülmüştür. En fazla debris ekstrüzyonu SIG-BS grubunda, en az debris ekstrüzyonu SOG-ER grubunda görülmüştür (p<0,05). Kalan dolgu miktarı yüzdesi SOG-BS grubunda, en az kalan dolgu SIG-ER grubunda bulunmuştur (p>0,05). Taşan debris ve sökülebilirlik açısından gruplar arasında bir korelasyon gözlenmemiştir. Kullanılan dolgu tekniği ve pat çeşidi fark etmeksizin her grupta kanal dolgusunun sökümü sırasında debris taşması görülmüştür ve hiçbir grupta kanal dolgusu kanaldan tamamen sökülememiştir. Apikalden taşan debris üzerinde dolgu teknikleri, kanalda kalan materyal yüzdesi üzerinde ise patların rol oynadığı görülmüştür. Korelasyon bulunamayan bu iki değişken ile ilave çalışmalara ihtiyaç vardır.tr_TR
dc.contributor.departmentEndodontitr_TR
dc.embargo.terms6 aytr_TR
dc.embargo.lift2024-02-16T10:41:07Z
dc.fundingBilimsel Araştırma Projeleri KBtr_TR
dc.subtypedentThesistr_TR


Files in this item

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record